SON KULVARDAN GELEN OSMANLICA
Milli Eğitim Bakanlığının 19. Eğitim Şurasında, Osmanlı Türkçesinin zorunlu ders olarak bütün liselerin eğitim programlarında yer alması kararı çıktı bildiğimiz gibi. Hep diyorum ama yine diyeceğim; "Çünkü bütün kuşları yakalayıp öpmüştük de bir tek leylek kalmıştı..."
Osmanlı Türkçesi'nin zorunlu olarak verilmesine karşı bir tepki göstermeden önce şunları tanımlamak gerekir;
Soru 1- Osmanlı Türkçesi nedir?
Soru 2- Osmanlı Türkçesini bilmek ne kazandırır?
Soru 3- Osmanlı Türkçesi konuşanların dünyadaki yaygınlığı nedir?
Soru 4- Osmanlı Türkçesi ile kayıt altına alınmış tarihi belgelerin diğer dillere çevirisindeki hata payı nedir?
Bir dilin zorunlu hale gelip gelmemesini benim açımdan bu soruların cevabı belirleyebilir. Bunun dışındakileri de romantizm olarak nitelendirir kabul etmem.
Gelelim cevaplara;
Cevap 1- Osmanlı Türkçesi kayıtlarda "Arapça ve Farsçadan etkilenmiş Türk dili" olarak geçer. Yani ne Arapça, ne Farsça ne de Türkçe.
Cevap 2- Tarihi kayıtları okuyabilmeye ve anlayabilmeye katkı sağlar. Türkiye'deki eğitim sistemini düşünürsek; bir kere, hangi öğrenci lisede aldığı bir dil eğitimini, tarihi bilgileri okuyup anlayabilecek kadar öğrenebilir gibi dev bir sorunumuz var. Bununla birlikte, eğer üniversite eğitimini almayacaksa, yalnızca bilgi edinmek için, lise öğrencilerin yüzde kaçı acaba bu bilgileri edinmek için ilgili kaynaklara erişebilme isteği gösterecek? Sonuç olarak bunlardan başka bir şey kazandıracağını düşünmüyorum sıradan biri olarak. Çocukların bu dili konuşacak hali yok ya?!
Cevap 3- Bildiğim kadarıyla şu zamanda Osmanlı Türkçesini kullanan bir millet/ırk/ülke vs. yok. Dolayısıyla gençler bu dili öğrendikten sonra konuşacak kişi bulmaları biraz zor. Ha ilk mezunlar toplaşıp kendi aralarında konuşamaz mı, konuşur o ayrı!
Cevap 4- Osmanlı Türkçesinden diğer dillere yapılan çevirilerdeki hata payı veya sorunlar ile ilgili bir istatistik yok, ya da ben bulamadım. Dolayısıyla bu sorunun cevabını veremeyeceğim. Ancak bugüne kadar yazılmış tarih kitaplarının sayısını düşünürsek, mutlaka en az biri doğrudur diyebilirim. Yani tarihteki kayıtların doğruluğunu/yanlışını ispatla mükellef değilseniz böyle bir derdiniz de olmaz. Sonuçta bize Osmanlıca Türkçesini zorunlu olarak dayatan MEB bugüne kadar yanlış tarih dersi veriyor olamaz öyle değil mi? Bu soruyu da çıkarabiliriz öyleyse..
Eee geriye ne kalıyor? Göreceli de olsa bence bir "HİÇ". Şimdi gelelim Osmanlı Türkçesinin zorunlu olarak verilmesine karşı çıkma nedenlerime;
1- Durum "Osmanlıca Türkçesi dersi olmamalı" değil, seçmeli olarak verilebilir. Ama size demezler mi be kardeşim, sen önce evrensel dil haline gelmiş olan İngilizce'yi okullarda hakkıyla öğret diye? Bu devirde, kendi memleketindeki şirketlerin hiçbiri İngilizce bilmeyen birine iş vermiyor. Okumuş etmiş adamlar dil bilmiyor diye aç sefil perişan oluyorlar. Lise mezunu kaç kişi akıcı bir şekilde İngilizce konuşabiliyor? Sayamadım çünkü yok.
2- Başka bir bakış; Evrilmiş bir Türkçe var şuan memlekette. O da "Plaza Türkçesi" denen illet şey. Resmen içten içe sinsice bir millet doğuyor bu dille. İnsanlar kariyer hedefleri uğruna normal, bildiğimiz Türkçeyi kullanamaz hale gelmiş ve bunun bir üstünlük olduğunu düşünüyorlar. Artık neredeyse şirketlerde doğru Türkçe konuşanlara "Alt Segment"gözüyle bakacaklar, neredeyse onların ilerde yüksek pozisyonlara gelme ihtimalleri ortadan kalkacak. Sen şimdi kalkmış Osmanlı Türkçesini zorunlu hale getireceksin öyle mi?
3- 1 lisan 1 insan, 2 lisan 2 insan diye bir atasözümüz var. Bu atasözünün inceliği başka bir dilin iletişim sağlayabilme aracı olmasından gelir. Dil zaten neden öğrenilir ki iletişim ihtiyacı yoksa? Ben Osmanlı Türkçesini kiminle iletişim kurmak için zorunlu olarak alayım? Hem de lisede... Kullanmayacağım bir dil ve buna zorunluluk = "Sorunluluk". Tabi ileride bu dili öğrenenler ve onların nesillerinden oluşan "Yeni Osmanlı Devleti" gibi romantik hayaller yoksa. Eğer böyle bir hayal varsa gülerek saygı duyarım o hayal gücünün genişliğine.
4- Zorunlu Arapça desen yine anlarım. Hani memleketin %90'ı Müslüman, nasıl zorunlu Din dersleri varsa Arapça da verilsin de, belki aklı selim biri Kuran'ı okuyup doğru (batıni) şekliyle anlamaya çalışır, hayırlara vesile olur falan... Ama o zaten hiç işlerine gelmez :)
Daha buraya bir sürü madde sıralarım da, gerek yok. Yazdıklarım geçerli değilse zaten yazacaklarım da değildir. Dediğim gibi bu dile radikal bir şekilde karşı değilim ama zorunluluk meselesine karşıyım. Çünkü maksimum fayda açısından anlamlı bir katkısı olmayacak. Sorunları yan yana koysak en son sırada yer alacak olan bu konu ne oldu da son kulvardan koptu geldi? Eğitim sisteminde bunca kaos varken, her şey birbirine girmişken tek eksiğimiz Osmanlı Türkçesi mi şimdi? Dönüp dolaşıp yine leylek konusuna geleceğim ama sen önce bir aynaya bak bakalım. Belki kravatın bozuktur veya fermuarın açık kalmıştır ne bileyim...
Özge Tarakçı Özkurt
