17 Mart 2015 Salı


BİR GARİP HAYAT HİKAYESİ VE LAVANTA 




Merhaba sevgili okur,

Uzunca bir süredir yazamadım, halbuki yazacak,şikayet edilecek, isyan edilecek o kadar çok şey vardı ki.. Hala da var ama bu defa olumsuz konuları bir kenara bırakıyorum.

Bazı arkadaşlarım bilirler, yaklaşık 7 aydır Bahçe Bakımı/Tarım konusunda eğitim alıyorum ve devam edecek olan 2 ayım daha var. Bunun en başlarda (henüz eğitimime başlamadan evvel) geçici bir heves olabileceğini düşünmüş ama buna rağmen sıkılırsam bırakırım mantığıyla kursa başlamıştım. Belki de hayatımda bir heves bu kadar uzun süre kalıcı oldu. Öyle ki, bu iş bir heves olmaktan çıktı ve "Er ya da geç ama olabildiğince çabuk" bir amaca dönüştü benim için. İşten ayrıldıktan sonra birkaç aylık dinlenme/arınma döneminde artık hayatımı kar amacı güden ve ekseriyetle fabrikasyon ilişki ve işlerin olduğu şirketlerde çalışarak devam ettirmeyeceğime çoktan ve kesin bir şekilde karar vermiştim. Çalışma hayatımı farklı bir yöne çekmiş, düzenimi kurmuş, ortalamada beni hayli hayli idare eden bir iş kapasitesine sahiptim. Gereksiz ve bindirilmiş tüketim kalıplarından kurtulup sıyrılmamla birlikte artık üretime geçmenin gerekliliğine dair algım da açılmış oldu.

Eğitimim iyi güzel ancak bu akademik anlamda ilerletilecek bir eğitim değil ki, onca bilgi ve istek sonucunda artık bağla bahçeyle uğraşmak, tarımsal faaliyetlerde bulunmak veya bitkisel üretim yapmak bende gitgide tutkuya ve hayatımın amacını oluşturmaya başladı. "Bu yaşta bu emekli hayatı için ne acele?" "Dışarıdan davulun sesi hoş gelir, öyle kolay değil o işler..." "Sen nasıl yapacaksın o işleri, inek sağmayı biliyor musun?" ve bunun türevi onlarca cümle kuruluyor tarafıma :) Başlarda ben de korktum ve "Bir şeyler ters gidiyor galiba" diye düşündüm. Düşündüm derken baya düşündüm ama, aşağı yukarı 1 sene kadar :) Sonra zihnimdeki bulutlar dağıldı ve aslında bir şeylerin değil her şeyin ters gittiğini anladığımda çok rahatladım. Doğru yoldayım :)

Girizgahı uzun tuttum ama bende bir tutku haline dönüşen bu bitkisel üretim işi için kişisel çalışmalar ve araştırmalarıma başladım. Umarım "er ya da geç ama olabildiğince çabuk" bir şekilde aradığım araziye kavuşur ve istediğim üreticiliği/yetiştiriciliği yapabilirim.

Aklımda lavanta yetiştirmek de var, araştırmalarım devam ediyor. Bugün size evinizde lavanta yetiştirmenin çok kısa bir özetini vereceğim.

Diyelim ki bir parkta veya sitenizin bahçesinde lavanta var ve kokusuna da bayılıyorsunuz. Lavantayı evinizde de üretmek istiyorsunuz. Müjdeler olsun! Lavantanın üretimi çok kolaydır. 

Bir kere lavanta yemek seçmeyip her şeyi yiyen çocuk gibidir, toprak konusunda seçici değildir. Ama eğer ki toprağınız biraz kireçli, kuru ve kalkerliyse normalin üzerinde gelişim gösterir. Özetle evde kullanacağınız her toprakta olur yani.
Ayrıca kurağa, sıcağa, soğuğa da oldukça dayanıklıdır. Anadolu kadını gibi mübarek :)

Üretimi ise tohumdan yapılacağı gibi çelikle de yapılır. Tohumdan üretim uzun sürer artık hepimiz çok sabırsızız, zaman da eskiye göre daha hızlı akıp gidiyor zaten bekleyemem derseniz, çelikle veya köklü sürgünle üretirsiniz. Lavantanın kökleri uzun ve derine iner, biraz da serttir, şehrin merkezindeki bir parktan köküyle koparmaya çalışırsanız eğer, belediyenin yeni diktiği çiçeklerden çalan teyze konumuna düşer mahalleliye, konu komşuya rezil olabilirsiniz. Bence köklü sürgünü de bir kenara bırakın. Siz en iyisi birkaç çelik alın lavantadan. Bitkiyi yaralamamak ve hırpalamamak için yanınızda makas gibi kesici bir alet olursa iyi olur. Taze yani odunlaşmamış dallardan Haziran-Eylül döneminde, odunlaşmış dallarından ise Aralık-Mart döneminde üretilmesi uygundur. Nedir çelik?
Aşağı yukarı böyle bir şeydir;


Bitki uyku dönemindeyken (yani henüz bahar gelmeden, soğuklar gitmeden, kuşlar cıvıldamadan, güneş parlamadan) çeliği alırsınız. Rahat köklenmesi için torf, perlit yahut orman toprağı gibi daha yumuşakça ve nem tutan bir toprak kullanın ki rahatça salıversin köklerini. Köklenmeyi kolaylaştırmak için aspirini 1-2 damla suda macun gibi yapıp çeliğin dibine sürdükten sonra toprağa gömerseniz köklenmeyi hızlandırmış olursunuz. Aspirin, içerdiği salisilik asit sayesinde köklendirme hormonu işlevi görür. Eğer ben çok doğalcıyım ne işim olur Aspirin'le derseniz; birkaç taze söğüt dalını yapraklarıyla birlikte su dolu kovanın içinde bekletip o suyu kullanın. Daha da hard-core olsun derseniz eğer; söğüt yapraklarını havanda dövüp macun gibi yapıp çeliğin diplerine uygulayın.

Sonraki etap sırasıyla aşağıda fotoğraflardaki gibi;

Toprak karışımını homojen bir şekilde saksıda oluşturun.


Kaşığın dibiyle toprakta yer açın;




Daha sonra çelikleri topraktaki açmış olduğunuz çukurlara güzelce yerleştirin.




Son olarak iyi niyet ve dileklerle bitkinizin can suyunu verin. Tüm bu sürecin en önemli aşaması can suyunu verdiğiniz esnadaki halet-i ruhiyenizdir. Bunu sakın unutmayın.



















İyi dikimler :)

ÖÖ