13 Aralık 2016 Salı

Benim Gözümden Halep Meselesi


Suriye'de savaş var. Yani orada yıllardır olan şeyin bir "savaş" olduğunu unutmamak lazım. 
Bununla birlikte Esad Suriye'de %80 üzeri oyla seçilmiş bir devlet başkanı. Severiz sevmeyiz bizi ilgilendirmez. Suriyeliler kendi devlet başkanlarını vaktiyle %80 üzeri oranla seçmişken bize onu devirmek düşmez.
Adam istifa edip çekilmek yerine bir şekilde ülkesini üniter yapıda tutmak için (birileri tarafından) üretilmiş ve birileri tarafından beslenen radikal terör örgütleri ile yıllardır savaşıyor. Ülkesini kendi tiynetince bu islamik radikal örgütlere terk etmemiş, bugün de Halep'i o örgütlerden temizlediklerini duyurmuş.

Orada şiddet olduğu doğru. Şiddetin azı, çoğu, karşılaştırma yapması olmaz ama şimdiye kadar Işid vb gibi islamik ve etnik radikal grupların yaptıkları şiddetten daha fazla değildir eminim. Orada şiddet yıllardır var.

Suriye'de sivilleri öldürmek suretiyle savaş suçu işlemenin şirazesi kayalı çok oldu. Orada yıllardır savaş var ve yıllardır insanlar hunharca katlediliyor.
Malesef radikal terör örgütleri gelin şu boş ovada savaşalım da hiçbir sivil ölmesin demedi. Sivil hayatın içerisinde korkunç bir savaş var bir sürü mezhepten bir sürü etnik kökenden bir sürü insan kâh katledildi kâh öldürüldü. Dünyanın 4 bir yanına kaçtılar. Hatta bizim ülkenin insanları değil miydi bunlara kucak açtık deyip süngerden can yeleği, naylondan bot satan, kadınlarına tecavüz eden, çocuklarını merdiven altı çalıştıran? Bu konuya hiç girmeyelim.

İste tüm bu sebeplerden, bugün sırf Halep terör gruplarından temizlendi diye Esad üzerinden kasılan sahte "insanlar katlediliyor" duyarına karşı direncim var.

Ben tarihte kansız geçmiş bir savaş bilmiyorum. Bu kanlı bölgedeki savaş ise zaten normal üstü bir savaş.

Işid'in ilk türediği zamanı hatırlıyorum. Durduk yerde, bir anda psikopatça katliam şovları yapan bir örgüt türemişti. Mtv kalitesinde HD görüntüler ve surround system müzikleri ile kafa kesme video klipleri yayınlıyor, ABD yapımı silah, araç, kıyafet vb her türlü techizatı kullanarak film çeviriyorlardı.
O zamanlar bu günleri yaşayacağınızı tahmin etmediğimiz için bütün bu şovları Hollywood filmi izler gibi izlerdik, hatırlıyorum. Bir gerilim filmi kadar korkunçtu her şey ama o kadar da gerçekçi gelmediğinden olsa gerek bugünkü servis edilmiş haberler kadar etkilemiyordu.
Neyse.

Bugün Esad'ı hunharca eleştiriyorsanız, tam olarak ne istiyorsunuz onu düşünün isterim. Esad Halep'i ele geçirince bir anda alevlenen bu ateşe odun mu olmalı yoksa bu ateş niye harlandı diye mi sormalı. Mesela; Esad şu an devrilsin, o zaman bölge oradaki radikal islamik ve etnik terör örgütleri tarafından ele geçirilsin ve devamında parçalansın mı? Onu mu istiyoruz?
Suriye parçalandığında yönetimin o örgütlerin elinden çıkıp onları üretenlerin eline geçeceklerini görebilmek gerek. Sonra sıradaki?

Şu anda Türkiye'nin hala tek parça halinde duruyor olmasının bir nedeni de Esad'ın savaşmaya devam edip ülkesini bölünmeye terk etmemesidir. Sayesinde sıra henüz bize gelmedi. Her ne kadar içten bölünmeye sürekli olarak maruz kalsak da...

Bence düşünün. Bir de böyle düşünün.
Çünkü şüpheci olmak, yahut sürekli sorgulamak, doğrudan önümüze servis edilene inanmaktan daha iyidir. Ayık tutar.

Ha tabi bir de haberlerin servis edildiği ajanslara dikkat. Bakın bakalım Suriye'nin bölünmesi o ajans grupları/ülkelerin işine geliyor muymuş.Bir bakın bakalım laps diye önünüze sürülen haberler aynı el tarafından mı dağıtılıyor. 
Servis edilen görsel/videoların gerçekliğine/güncelliğine ne kadar güvenebilirsiniz? Ortada bir şiddet gerçeği varsa bu şiddetin faillerinin size söyledikleri taraf olduğuna inancınız tam mı? Sonuçta medya küresel güclerin âsâsı değil mi? Öyledir demiyorum. Ama ya öyleyse? Bu ihtimal her şeyi değiştirmeye yetmez mi?

Not: Şahsi olarak Esad'a yahut hükümetine karşı bir sempatim vs asla yok. Meryem Gayberi'nin dediği gibi bana ne elin devlet başkanından :) Ama gaspçılar gelip de evinin sahibi olan kapı komşumu zorla dışarı atıp evine el koyacaksa, ben o gaspçıları yeni komşum olarak göremem. Eski komşumu sevmesem bile böyle bir duruma sessiz kalamam. Ne malum yarın benim evimi de ele geçirmeyecekleri?

Adam kendi ülkesinin toprağını kadın erkek çocuk demeden kafa kesen, elinde insan kalbiyle fotoğraf servis eden, antik şehirleri yakıp yıkan dünyanın gördüğü en acımasız terörist grubundan geri almıştır. Bende durumun özeti budur...

ÖÖ