İSTANBUL'U AYAKLAR ALTINA ALMA ÇILGINLIĞI
Son zamanlarda yüksek katlı binaların da çoğalmasıyla birlikte bazı markaların Pazarlama ve Reklam faaliyetlerinde dillere peydah olan olan slogan;
"İstanbul ayaklarınızın altında"
veya
"İstanbul'a tepeden bakacaksınız"...
Bunun bilinçaltındaki yeri nedir, ne anlama gelir çok merak etmekle birlikte (!) fazla itici buluyorum.
Şimdi baktığınızda bu sloganları kullananlar genellikle büyük gökdelenlerdeki daireler, yani inşaat şirketleri. Ya da bu tip yüksek katlı binaların üst katlarında bulunan, restoran, spor salonu, cafe gibi bilumum hizmet mekanları oluyor.
Şimdi bu durumda ya o rezidansların üst katından bir dairen olacak (tamam artık tepeden bakıyorsun mutlu musun?!) ya da cafe/restoran/spor salonuna gidip orada 2-3 saat vakit geçireceksin (kusura bakma da gülerim ben buna :) bütün bu kibir birkaç saat için miydi?)
Misal; geçenlerde yürüyüş yapıyordum. Fıstıkağacı yokuşundaki billboardlarda, Fulya'daki yüksek katlıların birindeki spor merkezinin reklamını gördüm. Afişte, camekan önündeki yürüyüş bandında eli yüzü düzgün bir erkek gülümseyerek manzaraya bakıyor. Ve afişin tepesindeki yazı "İstanbul'a tepeden bakacaksınız..." Manzara da manzara şimdi hakikaten, uzaktan da olsa kuş bakışı bir boğaz manzarası var oranın.
Şimdi bu tip mekanlar manzara itibariyle kimilerine göre mutlaka cezbedicidir. Ancak bu durumu İstanbul'u ayaklarınızın altına alarak veya İstanbul'a tepeden bakarak dile getirmeniz nedendir, ne çeşit bir egonun ürünüdür? Eski Türk filmlerinde köyden İstanbul'a göç eden insanların Haydarpaşa garından boğaza şöyle bir bakarak "Seni yenecem İstanbulll" lafı vardır. Acaba bilinçaltında sürekli olarak bir İstanbul'u yenme çabası mı var?
Ayrıca İstanbul'u niye yenesin ki? Böyle bir şeyi niye isteyesin? Hem İstanbul'suz yaşayamayıp hem de yenme/ayaklar altına alma/tepeden bakma çılgınlığının sebebi ne?
İnsanların yine insanlara karşı "Ego" düzeylerinin ve üstünlük yaratma çabalarının koca bir şehirle ilişkilendirilmesi çok saçma! Bir laf var "İstanbul başkasının çocuğu gibidir. Gülünce seversin, ağlayınca bırakıp kaçmak istersin", peki tepeden bakman için İstanbul'un sana ne yapmış olması lazım acaba?
Yine kafamda deli sorularla bu yazımı sonlandırırken bu konuda bir tek tespit yapacağım.
Bu slogan;
İstanbul'u ayakları altına alanların, İstanbul'u ayakları altına alma hayali kuranları kandırma biçimidir.
Malum "Beyaz Yaka" denilen güruh aslında kendini "Beyaz Yaka" sananlardan ibaret :)
Hadi görüşürüz
Ö.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder